Teknoloji

Bilmeniz Gereken Yeni Süper Güç olarak 4 Teknoloji

0

“Süper Güç” terimi, küresel tarihin seyrini şekillendiren büyük ulusların simgesiydi. Ancak dijital çağda süper güç kavramını, önümüzdeki 20 yıl boyunca herhangi bir ulus devlet kadar etki göstereceğini taahhüt eden dört olağanüstü teknolojik süper gücü içerecek şekilde genişletmenin zamanı geldi. Bunlar; Mobilite, Bulut Bilişim, Yapay Zeka (AI) ve Nesnelerin interneti (IoT).

Bu teknolojilerin her biri kendi başına dönüştürücü devrim niteliğindedir. Bu teknolojileri değerlendiren kurum ve kişiler tarihte bu ana kadar erişilememiş gelişme kaydedebilir. Her kapının kilidini açan sihirli anahtarlar gibi düşünelim. Şimdilik sadece potansiyellerini anlatmaya başlıyoruz.

Mobil teknoloji, nerede olursa olsun insanlara hareket halindeyken onları bağlayan benzeri görülmemiş bir erişim sağlıyor. Bulut, önceden tahmin edilemeyecek bir ölçekte kapasite sunarak kuruluşların, altyapılarına çeşitli bileşenler ekleyip çıkarabilmesini sağlıyor. Derinlemesine öğrenme Yapay zeka, büyük miktarda veriyi gerçek zamanlı olarak keşfetmemize ve bu bilgileri, akademik keşfi hızlandırmak ve tamamen yeni iş modelleri oluşturmak için kullanmamıza olanak tanıyor. IoT, fiziksel ve dijital dünyaları birbirine bağlıyor ve insan ilerlemesinin her boyutuna teknoloji getiriyor. Bu yenilikler hızla olgunlaştıkça, sağlıktan eğitime, nakliyeden ve finansal sistemlere, toplumun her alanını yeniden şekillendiriyor.

Bu dört teknoloji süper gücünün küresel erişimi devasa bir şekilde hızlanıyor…

Peki bu teknolojik süper güçlerin tüm insanlığa hizmet etmesini nasıl sağlayabiliriz? Bugün canlı 7,6 milyar insanın yaşam kalitesini nasıl daha iyi yapabiliriz ? ( 2030’da 8,6 milyara çıkması bekleniyor)  Başka bir deyişle: Teknoloji ortaya çıktığında ve süper güç benzeri bir etki yaratmaya başladığında, bu yenilik tüm coğrafyayı geçmişini veya kültürünü dikkate almadan tüm tekneleri kaldıran yükselen bir gelgit yaratacak mı? Yoksa sağladığı avantajlar, şanslı bir azınlıkla mı sınırlı ?

Özünde, bir teknolog ve iyimserim. Teknolojide çalıştıktan sonra, geleceğim ve teknolojinin herkesin iyiliği için şekillendirilmesinde oynayacağı rol hakkında umut verici ve enerji doluyum. Teknolojinin kendisi nötrdür yani ne iyi ne de kötü. Mesele teknolojiyi günün sorunlarına nasıl uyguladığımızla ilgilidir. İşte bu dört teknolojik süper gücün, küresel bir topluluk olarak karşı karşıya kaldığımız bazı büyük zorlukların çözümüne nasıl yardımcı olduğuna ilişkin birkaç örnek vereyim:

  1. Mobil Erişim

Dünyadaki uzak bölgelerde yaşayan milyonlarca yoksul çiftçinin pahalı olmayan bir cep telefonuna sahip olması, aileler ve toplulukların günlük yaşamını değiştirdi. Temel internet servisine sahip bir telefon, küçük kredilere, gerçek zamanlı ürün fiyatlandırması, doğru hava tahminleri, tohum ve gübreler gibi konular hakkında bilgi içeriyor ve hepsi yerel koşullara uyarlanarak küçük çiftçilerin verimlerinde artış sağlamalarına yardımcı oluyor.

 

Kenya’da gerçekleştirilen mobil para hizmetlerine erişim 2008 ve 2014 yıllarında tahminen 185,000 kişiyi yoksulluktan (Kenya nüfusunun % 2 neredeyse 200.000) kurtardı. Bu 185.000 kişinin çiftçilikten uzaklaşıp kendi işlerini yürütebilen mesleklere dönüştürmesine imkan sağladı .

Bu iyi haberdi. Kötü haber, dünyadaki en fakir ülkelerin bazılarında nüfusun % 5’inden azının mobil internet erişimi olması. Mobil erişim ve mobil para ödemelerinin gücünü, finansal sistemle hiçbir bağlantısı olmayan 2 milyar insan için dünyaya getirmeliyiz. Gates Vakfı’nın farklı mobil ödeme ağları arasında birlikte çalışabilirliği sağlamak için başlattığı girişim doğru yönde atılan kritik bir adımdır.

  1. Bulut Bilişim

Bugün, dünya çapındaki 10 kuruluştan 9’u genelde buluta güveniyor; çünkü hükümetler ve özel sektör işletmeleri için sağladığı esnekliği kullanıyor. Etkisinin en iyi örneklerinden biri, büyük açık çevrimiçi kursların öğrenmeye erişimini eğitimde sürekli olarak arttırdığı denilebilir. Dünya Bankası son zamanlarda küresel eğitimdeki öğrenme krizi hakkında bir uyarı yayınladı. Eğitimin mükemmel olabilmesi için bulut özellikli eğitim modellerine yatırım yapmamız gerekiyor.

“Dijital ekonomi” dediğimiz alanın henüz erken safhasındayız, ancak bulut tabanlı altyapı, insanların çalışabilmesi için geniş fiziksel alanlara olan ihtiyacı ortadan kaldırdığından uzaktan istihdam fırsatlarında büyük artışlar görmeye devam edeceğimize inanıyorum. Bulut bilişim çevrimiçi öğrenimde, özellikle geleneksel eğitim biçimlerine erişemeyen milyarlarca dezavantajlı kişiler için küresel çapta bu işlere en iyi yolu sunmaktadır.

  1. Yapay Zeka

Yapay zeka, muazzam bilgi işlem gücüyle güçlendirilmiş güçlü bilgiler sunmaktadır. Derin öğrenme algoritmalarının ilaçlar ürettiği, tanı geliştirdiği ve tedavi planlarını önceki yaklaşımlardan çok daha etkili bir biçimde tasarladığı sağlık sektörüne bakmakta fayda var.

Örneğin, protez alanı, uzuvları kaybetmiş kişilere yönelik bakıma devrim yapan yapay zeka sistemleri sayesinde, birkaç büyük atılımın eşiğindeyiz. İngiltere’deki araştırmacılar, bir ampute nesneye otomatik olarak ulaşmak ve düşünmeden tepki vermek için gerçekçi bir elin hareket ettirdiği gibi biyonik “elle göz” yarattı. Gelişmekte olan yapay zeka endüstrisi tarafından sağlanan bu tür bir yenilikler, daha sık hale gelecektir.

  1. IoT: Dijital ve Fiziksel Dünyanın Bağlanması

Temel olaraknesnelerin interneti, gerçek zamanlı olarak veri ileten milyonlarca gömülü sensör dahil olmak üzere makinelerin iletişim kurabileceği bir ağa çeşitli fiziksel nesneler bağlamakla ilgilidir. IoT zaten akıllı imalat, akıllı arabalar, giyilebilir teknoloji gibi farklı alanlarda heyecan verici olanaklar açıyor.

Benim için, IoT’nin en güçlü yönü, karbon, su ve atıkların daha akıllı ve daha sürdürülebilir yönetimi yoluyla endüstriyel çağın pisliklerini temizlememize yardımcı olmasıdır. Karşılaştığımız karmaşık çevresel zorluğun her boyutunda IoT, gezegenin sağlığını daha önce hiç olmadığı kadar ayrıntılı ve kesin bir şekilde izlememize ve ‘anlamlandırmamıza’ olanak tanıyor.

Karşılaştığımız tüm sorunlar için teknolojinin her derde deva olmadığını kabul etmek zorundayız. Yine de insan ilerlemesine ve yaşam kalitesine yönelik büyük engelleri gidermek için çalıştıkça teknolojik yenilik elimizdeki en güçlü araçtır. Teknoloji, süper güç statüsüne yükseldiğinde ve teknoloji kullanan nüfusların yaşlanmasından sonra, bireysel ve toplu sorumluluğumuzu kabul eden olgun, düşünceli ve tutarlı bir yolda ilerlemek zorundayız. Kendi işlerimizi harekete geçirmek ve politika ve düzenleyici çerçeveleri şekillendirmekle sonuçta büyük bir  iyilik için teknolojiyi en iyi ve güçlü şekilde kullanmayı sağlayabiliriz…

Aykut Güner

You may also like

More in Teknoloji