EdebiyatKöşe

İçeriklere Kısa Bir Edebiyat Molası

0

Değerli okurlarımız, aranızda edebiyat severler için de bir kategori açıp, içerik paylaşmaya başlıyoruz. Keyifli okumalar.

Bu yazı Mehmet Mert Kartal tarafından hazırlanmıştır.

Taht Oyunları: Edebiyat

Bir yol hayal edin. Bu yol Dostoyevski’den tutun Shakespeare’e kadar, oradan da Victor Hugo’ya kadar uzanabilir. Öyle bir yoldur ki, kimilerinin yüreğinin dayanmadığı, en gözüpek insanların sınandığı bir yoldur. Yol ağır, yol yorucudur. Herkes anlatamaz öyle büyük ustalar gibi istediklerini. Halbuki büyükler öyle midir? Onlar bu yollarda birer Sezar, Napolyon; kılıcını göğe kaldırmış, savaşın hiddetiyle bağıran birer savaşçı; keskin gözlerini avlarına kilitlemiş kartallar gibidirler. Ağırdır edebiyat. Herkesin omuzları bu yükü kaldırmaya yetmez. Yetmemeli de. Nasıl bazı şeyleri kazanmak için fedakarlık yapıp bir şeylerden vazgeçmemiz gerekiyorsa, edebiyatta da bu geçerli olmalıdır. Edebiyat bir güç unsuru olmalı, ancak ve ancak onu anlamak isteyip, onu kavramak için eğilenlere, düşenlere, gerektiğinde biricik canlarından vazgeçebilme kabiliyeti olanlara bahşedilmeli.

Bir yoldur edebiyat. Uzun, alabildiğine geniş, çorak ve bereketsiz bir toprak. Öyle ki bu yolda yürüyenler -kimilerine göre aklı kaçık olanlar- bazen kendilerine bile zarar verse, ayaklarının kandan kırmızıya boyansa, dizlerinde derman kalmasa, kuruyup oracıkta yığılacaklarını bilseler bile yürürler. Yolun nereye götüreceğini bilmeden, bazen gecede yıldızlara bakarak, bazen umutsuzca bir arayışla, ve kimi zaman ne aradıklarını bile bilmeden giderler. Edebiyat bir yoldur; lâkin onu hakkıyla yürümesini becerebileni tatmin eder.

Bir savaştır edebiyat. Bazen cahilliğe, bazen hurafelere, kimi zaman da her şeye. Saldırma amacı olsun veya olmasın, edebiyat; silahsızların silahıdır. Kılıcını kınından sıyırıp çıkartmış, tarihe kendisini kazıyan nice büyüklerin ellerindeki büyüleyici bir silah.

Koskoca bir tarihtir edebiyat. Bugünüyle, dünüyle, yarınıyla; olmayanıyla, olabilecekken olmayanıyla ve olanıyla. Koskocaman, her gün işlenen, her gün yazılan bir kitaba benzer. İnsanlığın amel defteridir edebiyat. Tarih tekerrür eder. Onu tekerrür ettiren ise edebiyattır.Kimi zaman ne kahramanlıklar yazar, ne büyük zaferler, Fatih’in İstanbul’u fethi gibi tüm dünyada ses getiren olayları, bir daha silinmeyecek, adı karalanamayacak şekilde yazar. Kimi zaman ise küçücük çığlıkları yazar. Bir yardım çağrısını yazar, yerine ulaştığını bilmese bile yazar. Adını dahi bilmediğimiz, ola ki unuttuğumuz olaylar yazar. Bir intihar yazar ama kimse bilmez.

Bir nefret âbidesidir edebiyat. Hoşuna gitmeyeceklerin ayıplarını, günahlarını yazar fütursuzca. Sadece bir göz atmayla öğrenilebilecek şeyleri içine gömer saklar, bazen ise doğruları su üstüne çıkarır, adaleti sağlar. Doğrusuyla, yanlışıyla değil; her şeyiyle, ulaşabildiği her şeyi kaydeden bir makine gibidir. Ağırdır, doğruluğunu herkese hafif gelmez.

Her şeydir edebiyat. Okyanus kadar derin, uzay kadar esrarengiz, yetim bir çocuk gibi yalnızdır. Terazi olur birden, hukuka yardım eder. Bazen bir defter olur, hazine gösterir. İnanç olur, ifade ediş olur. Bütün sanatların arasında yeri her zaman ayrıdır. Her zaman besleyicidir. Ruhun, ölümlü dünyada acısını dindirendir. Edebiyat çoğul değil, tekildir; tektir. Ve edebiyat, edebiyat içindir.

You may also like