ARGETeknoloji

Sürücüsüz Araçlar, Normal Araçlardan Daha Güvenli Olabilir mi?

0

Sürücüsüz araçların insan tarafından kullanılan araçlara göre daha az ölüm ve yaralanma ile sonuçlanan kazalara neden olabileceği günden güne konuşulur hale geldi. Ancak şimdiye kadar, şoförler ile otomatikleştirilmiş araçlar arasındaki çoğu karşılaştırma en iyi ihtimalle dengesiz ve en kötü ihtimalle haksızlık oldu.

Kaç kazanın meydana geldiğini ölçen istatistiklerin tartışılması oldukça güç: ABD’deki otomobillerin yüzde 90’ından fazlasının sürücüsüz olması düşünülüyor. Ölümlü kazaları ortadan kaldırmak Vietnam Savaşı’nın tümünde ülkenin kaybettiği kadar çok insanı iki yıl içinde kurtaracağı söyleniyor.

Türkiye’de 2016 yılında toplam 1 milyon 182 bin 491 adet trafik kazası meydana geldi. Bu oranların 185 bin 128 adedi ise ölümlü yaralanmalı trafik kazası (TÜİK 2017 Raporu,24606 sayılı Karayolu Trafik Kaza İstatistikleri)

Benim için bir insan araştırmacısı olarak, otomasyonun insan kaza oranlarından daha düşük olup olamayacağını doğru bir şekilde değerlendirmek için yeterli bilgi yok. Sürücüsüz araçların çarpışma oranları ancak kaç çarpışmanın gerçekleşmediğini bilerek belirlenebilir.

İnsan sürücüler için, çarpışma ihtimali milyar başına bir çarpışma mı yoksa bir trilyonda bir mi?

İşlerin gerçekleşme oranını değerlendirmek son derece zordur. Örneğin, bugün salonda birine çarpmadığınızı tahmin etmek, koridorda kaç kişi vardı ve orada ne kadar yürüdüğünüz ile ilgilidir. Otomatik araçların insanlardan daha güvenli olup olmadığını belirlemek için, araştırmacılar hem insanlar hem de yeni çıkan sürücüsüz araçlar için çarpışma önleme oranı oluşturmamız gerekiyor.

Uygun istatistikleri karşılaştırma

İnsanlı otomobiller için çarpışma istatistikleri, her türlü sürüş durumundan ve her türlü yolda derlenmiştir. Buna yağmur yağarken, toprak yollarda ilerleyip kardaki dik yamaçlara tırmanış da dâhildir. Bununla birlikte, sürücüsüz otomobillerinin güvenliği ile ilgili verilerin çoğu, genellikle iyi havalarda, ABD’nin batı eyaletlerinden geliyor. Çok yönlü veriler, tek yönlü, çok şeritli otoyollarda kaydedildi; burada en önemli görev otomobilin kendi şeridinde kalıyor ve ilerideki araca çok yaklaşmaması olarak gösteriliyor.

Türkiye’ye baktığımızda ise daha net veriler var: 2016 yılında gerçekleşen trafik kazalarında ölen kişilerin %43,5’i sürücü, %33,1’i yolcu, %23,4’ü ise yayadır. 2016 yılında ölümlü yaralanmalı trafik kazasına neden olan toplam 213 bin 149 kusura bakıldığında kusurların %89,6’sının sürücü, %8,7’sinin yaya, %0,8’inin yol, %0,5’inin taşıt ve %0,4’ünün yolcu kaynaklı olduğu görülüyor.

Bilinenin aksine Türkiye’de kazalar en fazla Temmuz en az Ocak ayında olmuş

Devletler  sürücüsüz araçların daha geniş bir şekilde kullanılmasına izin verdiği için, tamamen otomatikleştirilmiş sistemler hakkındaki veriler doğal olarak daha fazla gündemde olacak . Ancak sürücüsüz otomobillerin bir yıl içinde ve insan sürücülerinin şu anki yaptığı kadar çok sayıda alanı kapsayabilmesinin biraz zaman alacağı bir gerçek…

Sürücüsüz otomobillerin yorgun, kızgın, sinirli veya sarhoş olmadığı doğrudur. Fakat, özenli bir insan sürücüsüyle aynı beceri veya beklentiyle belirsiz durumlara tepki veremezler. Ayrıca, tamamen otomatikleştirilmiş araçlar potansiyel tehlikeyi önlemek için öngörüye sahip olmakla beraber tam anlamıyla yolun altındaki olası olayları düşünmek yerine,  sürücüsüz araçların büyük bir oranda anı değerlendirmeleri gerekiyor.

Otomatik görme sisteminde, insanlarla dolu bir otobüs durağı , ıssız bir durağa oldukça benzer görünebilir . Gerçekten de, acil durumlarda hangi eylemin yapılması gerektiğine karar vermek insanlar için zordur, ancak sürücüler başkalarının iyiliği için kendilerini  feda edebilir.

Otomatik bir sistemin dünyayı sınırlı bir şekilde anlaması, bir durumu bir insanın yaptığı gibi asla değerlendirmeyecek demektir. Makineler, akla gelebilecek her olay grubunu idare edebilecek şekilde önceden programlanamaz.

 

Yeni teknolojiler yeni endişeler getiriyor

 

Bazı insanlar sadece yaralanma ve ölüm sayısını azaltma sözünün, sürücüsüz araçların kullanımını yaygınlaştırmayı haklı kılmak için yeterli olduğunu iddia edebilir. Tamamen süresiz bir yolun kimseyi öldürmediği veya yaralamadığı yarın yeni bir günün haberi olursa, bunun harika bir şey olacağına katılıyorum.

Hava şartlarına ilişkin deneyim, yeni otomatik sistemlere tanıtıldığında, genellikle olumsuz olayların oranında bir artış olduğu varsayılıyor. Oysa Türkiye’de en çok kaza Temmuz ayında hava şartlarının çok iyi olduğu bir zaman diliminde yaşanıyor.

Sonuç olarak, insanlar ve otomatik araçlar arasındaki kıyaslamalar dikkatli yapılmalı. İnsan kontrolündeki bu araçların uzun yıllar ve hatta on yıllar boyunca yollarda kalması muhtemel olduğundan, sürücüsüz araçların yolda kalabileceği ihtimali iyi hesaplanmalı. İnsanlar ve sürücüsüz arabalar nasıl birbirine nasıl uyum sağlar? Aralarında herhangi bir çarpışmada suçlu kim olacak?

Şoförsüz otomobilleri, geliştirilmiş güvenlik sözünü ne kadar iyi yerine getirdikleri konusunda oldukça adil bir şekilde değerlendirmek için, sunulmakta olan verilerin aslında gerçek bir karşılaştırma yapmak önemlidir. İnsanları otomasyonla değiştirmeyi seçmek, sadece takas yapmaktan daha fazla etkiye sahip. Sürücüsüz araçlar yolları kaplamadan biraz daha düşünmeye vaktimiz var…

Aykut Güner

You may also like